20 May, 2012

Vitrin

 

 

Paylaş

Perg Diyarı'na Seyahat


İnceleme: Kadim Gültekin (Xasiork Dergi Güz 2008 Sayısı'nda Yayınlanmıştır. XK DERGİ GÜZ 2008)


İlk Türk fantastik kurgu serisi olarak yayımlanan “Perg Efsaneleri” üç yıl önce nihayete erdi ve göğsümüzü gere gere bahsedebileceğimiz bir Türk fantastik kurgu dizisine kavuşmuş olduk.

Dört kitaptan oluşan seriye adına veren Perg adalardan oluşan bir dünya. Bilindik ırk ve yaratıkların olmadığı tamamıyla özgün bir dünya sunmuş Barış Müstecaplıoğlu bizlere. Yazarın dört kitaplık zorlu serüveni alnının akıyla sonuçlandırdığını söylemek mümkün. Ama yine de okurların Türk fantastik edebiyatı yazarlarına olan önyargısı kırılmış değil. Birçok kişinin okumaya tenezzül etmediğini, bir kısmının da biraz göz gezdirip taklitçilik ve özgün olamamakla suçladığı bilmek ne yazık ki acı.

Oysa tüm bunların aksine, artık kendini tekrar etmeye başlayan fantastik kurgu anlayışına tezat, tamamıyla kendine özgü bir dünya kurmuş yazar. Klasik elf, cüce, büyücü hikâyesinin ötesine geçip kendi ırklarını oluşturmuş; yeni yaratıklar, zengin fantastik öğelerle bezeli mekânlar sunmuş bizlere.

İlk kitap “Korkak ve Canavar”la birlikte kendimizi bir savaşın içinde buluruz. Güçlü bir şövalye olan Leofold’un öyküsüne tanıklık ederiz. Ülkesi adına savaşan bu cesur savaşçı, bir yaratığın tuzağına düşer ve lanetlenerek bir canavara dönüşür. Hizmet ettiği yaratıktan daha sonra kurtulur ve kendisini Perg’i kurtarmak üzere kötülüğe savaş açmış bir halde bulur. Macera da böylece başlar.

Karakterlerin bir araya gelişleri ve Perg’deki yıkımı durdurmak üzere Öte Diyarlar’a yaptıkları yolculuk boyunca olağanüstü maceralarla karşılaşırız. Yazar zengin hayal gücü ile ölümün, ihanetin, acının hüküm sürdüğü Perg’deki atmosferi ince ince dokumuştur. Karakterlerimizle maceradan maceraya koşarken kendimizi öykünün içinde hissederiz.

Yazarın samimi ve sağlam bir anlatım tarzı olmakla birlikte bunun kimilerine pek de sürükleyici gelmediğini belirtmek gerek. Karakter ve mekân betimlemeleri üzerinde çok durulduğu ve kahramanların içsel dünyalarının da detaylı bir şekilde yansıtıldığı gerçek.

Fakat bu zaten fantastik kurgunun özünde olan bir şeydir ve sağlam okurlar asla bundan şikâyetçi olmazlar.

Kahramanlarımız her kitapta ayrı bir maceranın peşinden koşarlar. Ama olaylar birbirleriyle bağlantılıdır ve Barış Müstecaplıoğlu’nun bu anlamdaki kurgusal başarısını takdir etmek gerekir. Hem kitaplar arası hem de her kitabın kendi kurgusu eksiksiz. Bağlantılar tatmin edici ve şaşırtıcı bir şekilde kurulmuş. Yazarın oluşturduğu dünya okurun zihninde oturduktan sonra öykü seyrini kendisi bulmuş da denilebilir. Bu da iyi bir altyapı gerektirir.

Serinin ilk kitabında Tanrıların huzuruna çıkarak Öte Diyar’larda bir fantastik kurgu okurunu doyuma ulaştıracak fantastik maceralar yaşayan ve savaşı durduran kahramanlarımız Leofold, Guorin ve Nume, ikinci kitap “Merderan’ın Sırrı”nda yeni bir kadın büyücü olan Nela ile karşılaşırlar. Nela’nın öyküsü onları Merderan’ın gizli hazinesine götürür. Öykü yerin altındaki mağaralara kayar. Fakat daha da renklenir ve hareketlenir. Yerin altında geçen maceralar da birbirinden heyecanlıdır. Aksiyon son kısımlarda doruğa çıkar; kahramanlarımız entrikalarla ve tuzaklarla dolu bu yolculuğun da üstesinden gelirler.

“Merderan’ın Sırrı”nın serinin en hareketli ve sürükleyici kitabı olduğunu söylemek mümkün. Üçüncü kitapta yazar aynı ritmi yakalayamamış ve öyküyü ilerletmekte bir nebze zorlanmış gibi görünse de, “Bataklık Ülke”de karakterlere tam anlamıyla ısınır ve Perg’in öyküsüne hâkim bir hale geliriz. Burfen denilen bir ırkın ülkesi olan Fuoli’nin bataklıkları tehlikelerle doludur ve heyecan verici olaylar bizi beklemektedir.

Kitaplardaki ana öyküleri tamamlayan küçük öykücükler konusunda yazar oldukça başarılıdır. Kurguyu şekillendiren bu öyküler masal tadındadır ve hiç beklemediğimiz bir yerde kilit noktaya dönüşürler. “Bataklık Ülke”nin notunu artıran da bir korsan gemisindeki aslan heykeli olmuş şüphesiz. Yüzyıllardır yavrularının katilini arayan bu heykel, aradığınız kişiyi hayal ettiğinizde canlanmakta ve yavrularının katili sanarak onun peşine düşmektedir. Büyük korsan gemisi Durkgador’da bir nevi pusula görevi gören bu anne aslan, üçüncü kitapta düğümü çözecek bir rol alır.

Son kitap “Tanrıların Alfabesi”nde grup yeniden Öte Diyar’a geçer ve yüz binlerin canını almış bir katili aramaya koyulurlar. Yine bir savaşın içinde buluruz kendimizi. Yam yam hurglar, insan ve promlara karşıdır. Ve yine Perg’e özgü ilginç yaratıklarla karşılaşırız. Nume promların savaşını yönetirken, diğerleri caniyi bulmak üzere buzlu ovadaki kuleyi ziyaret ederler.

Yerli fantastik eserler yabancı kitapların aksine yayımlanma fırsatı bulamamıştır bugüne kadar. Bu yüzden Türk fantastik edebiyatı arzulanan düzeye ulaşamamıştır. Fakat bu engellerle karşılaşmadan yayımlanma imkânı bulan Perg Efsaneleri her anlamda başarılıdır. Bir film ya da animasyona dahi dönüştürülecek zenginliği taşımakta ve kendini tekrar etmekten uzak, sürekli yenilenen ve heyecan dozu yükselen bir öykü sunmaktadır bizlere…


Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile




Giriş yapmamışsınız.

İçerik güncellemeleri yeni kitaplar, incelemeler ve söyleşilerle devam etmektedir.

Yazılar

Tarih:11 Ekim 2011, 20.01 Yazar:Kaptan
hakan-bicakci-ile-soylesiKorku türünde yazdığı öykü ve romanlarla tanınan yazar Hakan Bıçakçı ile Baran Güzel'in...
Tarih:06 Aralık 2011, 10.57 Yazar:Arkenon
19-numarali-koltukPsikolojik gerilim türündeki öykü kitaplarıyla tanınan ve aynı zamanda kısa film yönetmenliği...
Tarih:27 Aralık 2011, 11.18 Yazar:Arkenon
rana-demiriz-soylesisi"Gölgedeki Işıklar" roman serisi ile fırtınalar estiren "Türkiyenin En Genç Roman...
Tarih:06 Mart 2012, 13.34 Yazar:Arkenon
korkak-ve-canavar-incelemesiBarış Müstecaplıoğlu'nun ve Türkiye'nin ilk fantastik kurgu serisi Perg Efsaneleri'nin birinci...
Tarih:13 Ekim 2011, 18.43 Yazar:Kaptan
yitik-oykuler-kitabi"Yemin ve Öç" isimli fantastik kurgu türündeki kitabın yazarı M. İhsan Tatari'nin ikinci...