20 May, 2012

Vitrin

 

 

Paylaş

Başkalarının Rüyaları

Başkalarının Rüyaları - İnceleme: Kadim Gültekin

Hakan Bıçakçı korku ve gerilim edebiyatında önemli bir yere sahip yazarlar arasında anılıyor. Fakat onu daha çok psikolojik gerilim alanında yazan biri olarak görmek gerek. Zira eserlerinde kullandığı korku ve gerilim ögeleri birtakım metafizik varlıklar ya da olaylardan ziyade, genellikle ruhsal karmaşalar, bilinçaltının karanlık taraflarının yansımaları vb. unsurlardan meydana gelmekte. Karakterlerin iç dünyalarının derinlerine inerek ve oradaki çatışmaları yazarın başarılı anlatımıyla derinden yaşayarak, psikolojik gerilimin adeta dibine vuruyorsunuz. Rüya Günlüğü de bu yönüyle kitabı bitirdiğinizde üzerinizde karanlık duygular bırakabilir...

Rüya Günlüğü yazarın ikinci kitabı. Kitabın konusu kısaca şöyle: Haluk ailesinin kendisine tahsis ettiği evde yalnız yaşayan ve geçimini yaptığı çevirilerden sağlayan genç bir adam. Sevgilisi Selin'le birlikte rutin bir hayat sürmekte. Ama bu sade hayatı, gördüğü bir rüyayla birden sarsılıyor. Rüyalarında hiç tanımadığı insanlar görüyor ama rüyadayken onlarla dost ve samimi bir şekilde buluyor kendini. Ömrü boyunca bir kez bile görmediği bu insanlar, rüyadayken en yakın arkadaşları ve sırdaşları... Haluk son derece gerçekçi bir atmosfere sahip bu rüyanın, başka rüyalarla devam etmesi üzerine, gördüklerini, komşusu Ünsal Bey'in de tavsiyesiyle yazmaya başlıyor. Rüyaların varacağı noktanın merakı içindeyken aynı zamanda oradaki hayattan ve insanlardan da etkileniyor. Kendini iki hayatı yaşıyormış gibi hissediyor ve bu onun derin bir karmaşaya sürüklüyor...

Kitabın ilk 100 sayfası boyunca bu rüyaları bir anlama kavuşturmaya çalışıyoruz. Rüya Günlüğü bu yönüyle heyecan verici. Yazarın çarpıcı anlatımı da, heyecanı artırıyor ve kitabı film izler gibi hızlı bir şekilde okuyorsunuz. Bıçakçı'nın olayları sunuş şekli de bir filmden farksız aslında. Olaylar bir filmin sahneleri gibi; yazar aradaki boşlukları doldurmadan bir andan diğerine çabucak atlayabiliyor. Bunun okur üzerinde etkisi olduğuna şüphe yok; romanlarda olayların uzun uzun anlatılışına alışmış bir okur olarak daha çok hikâye türüne özgü olarak gördüğüm bu anlatım şekline, daha önce şahit olmamıştım. Bıçakçı'nın bu eserini roman - hikâye karışımı bir kategoriye ayırdım.

Kısa ve çabuk okunan bir kitap olduğu için, ilk yüz sayfa boyunca sürüklenmek mümkün. Ama sonrasında düğüm aniden çözülüyor ve kalan sayfaların çoğu karakterin iç çatışmalarının sunumuna dönüşüyor. Hakan Bıçakçı'nın tarzının ne olduğunu bu bölümlerde daha iyi anlayabiliyorsunuz. Pek tabii Haluk'un yaşadığı olaylar nedeniyle bir ruhsal buhran içine düşmesini bekliyoruz kitap boyunca. Ve Haluk aslında kitabın başından beri ruhsal anlamda sorunları olduğunu bize fısıldıyor. Normal bir karakter değil. Onun ruh halindeki gerilimi sıkça hissediyoruz ama ilk kısımlarda, olayların ilerleyişindeki hareketlilik ve merak duygusu daha baskın geliyor. Ne var ki son sayfalarda gerçekle hayal birbirine giriyor. Rüyaların sırrı tam olarak da çözülmüyor ve bu ruhsal bunalımın arasında, Haluk'un neden bu rüyaları gördüğünü merak ediyor, çözüme yönelik bir şeyler yapmasını bekliyorsunuz. Fakat Haluk rüyalarındaki gerçekliğe kapılıp gidiyor ve kendi gerçekliğinden kopuyor. Kitap bu karmaşa içinde son buluyor.

Hakan Bıçakçı'nın kısa ve vurucu öykücülüğünün romana yansımış hali olan Rüya Günlüğü, sağlam bir kalemin eseri olduğunu bize gösteriyor ve büyük bir bölümü merak düzeyi yüksek, sürükleyici bir öykü sunuyor. Yine de kitabın genelinde kendini belli eden ve sonlarda yoğunlaşan kasvetli atmosfer herkese hitap etmeyebilir. Daha açık ve bilinç bulanıklıklarından uzak öyküler arayan okurlar Rüya Günlüğü'nde bunalabilirler. Ama kitabın bu derin etkisinin, yazarın başarısı olduğu da apaçık ortada. Hakan Bıçakçı'nın sunduğu kasvetli dünya aslında bizlere yabancı değil. Haluk'un hissettiklerini hepimiz hayatımızın bazı noktalarında hissettik. Bıçakçı bunu tüm çıplaklığıyla yüzümüze vuruyor. Belki bu gerçek yüzünden kitabın karanlık yönü bizleri bu denli geriyor...


Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile




Giriş yapmamışsınız.

İçerik güncellemeleri yeni kitaplar, incelemeler ve söyleşilerle devam etmektedir.

Yazılar

Tarih:27 Aralık 2011, 11.18 Yazar:Arkenon
rana-demiriz-soylesisi"Gölgedeki Işıklar" roman serisi ile fırtınalar estiren "Türkiyenin En Genç Roman...
Tarih:04 Kasım 2011, 00.45 Yazar:Arkenon
turk-soylence-sozlugu "Elma" isimli kitabın yazarı Deniz Karakurt'tan Türk fantastik edebiyatı adına değerli bir...
Tarih:13 Ekim 2011, 18.43 Yazar:Kaptan
yitik-oykuler-kitabi"Yemin ve Öç" isimli fantastik kurgu türündeki kitabın yazarı M. İhsan Tatari'nin ikinci...
Tarih:13 Şubat 2012, 19.23 Yazar:Kaptan
siyah-nefes-incelemesiGünebakan Üçlemesi serisiyle, Türkiye'de fantastik edebiyat okurlarının ilgisini üzerine çeken...
Tarih:05 Kasım 2011, 13.04 Yazar:Kaptan
sadik-yemni-gulsah-elikbank-ve-askin-gungorun-tuyap-programlari Sadık Yemni, Aşkın Güngör ve Gülşah Elikbank'ın Tüyap imza günleri ve diğer etkinlikleri...