Vitrin


İNCELE

Kutsal Kitabın Peşinde

Kutsal Kitabın Peşinde - İnceleme: Kadim Gültekin

2001 yılında, yazarının kişisel çabasıyla çıkan ve sınırlı sayıda okuyucuya ulaşan ve geçen 10 yılda sessizce tozlu raflara çekilen bir kitap “Gabel”.

Bu yönüyle fantastik edebiyatımızdaki genel problemi de bir kez daha hatırlatıyor bizlere; okura ulaşamadan unutulup gidilen kitaplarla dolu bir külliyat. Aslında son dönemlerde bu sorun ortadan kalkmaya başlandı denilebilir. Türk fantastik eserleri daha tanınır ve yayınevleri de daha fazla imkânlar tanıyor. Yine de okunmamış ama zengin öykülerle dolu pek çok kitap mevcut.

Xasiork 2010 Kısa Öykü Yarışması vesilesiyle tanığım bir yazar olan Mustafa Altunay’ın “Gabel” isimli kitabı hakkında bir zamanlar Ömer Türkeş de birkaç kelam etmiş ve yukarda belirttiğim problemi o da dile getirmiş. Türkeş yazısında şöyle diyor:

“Türkçe romanda en az ürün verilen korku türünde ise tek bir örnek yayımlandı ve sanıyorum Gabel, pek az kitapçıya, dolayısıyla da o denli az okuyucuya ulaşabildi. Mustafa Altunay, yayınevi adı yerinde bir internet adresi bulunan romanında doğaüstü kötü bir varlığın yönlendirdiği felaketleri –geçmişle bugün arasında kurduğu bir anlatı ile– aktarırken, doğrusunu söylemek gerekirse belli bir düzeyi  yakalamayı başarmıştı."

“Gabel”in belli bir düzeyi, hatta daha ötesini yakaladığına şüphe yok. Şu anda yayınevlerinde tekrar yayınlanmak üzere bekleyen “Gabel”in, iyi bir editöryal çalışmayla, okurun karşısına pırıl pırıl çıkması, fantastik edebiyatımız adına sevindirici bir gelişme olacaktır şüphesiz.

Sade bir kapak tasarımıyla okura sunulan ve görsel yönüyle pek bir şey vaat etmeyen kitabın içeriği ise oldukça zengin ve hareketli:

Kutsal kitapların en kutsalı olan ve Peygamber’in gözyaşını taşıyan bir Kur’an, İbrahim isimli bir köle tarafından çalınır. Ve kutsal kitabın 1500 yıllık gezisi başlar. Pek çok el değiştiren ve yüz yıllar sonrasında Osmanlı’nın hazinesine giren, 1800’lü yıllarda ise Mimar Selim’in peşinden koştuğu kitap, gerisinde büyük bir tehlike taşımaktadır. “Gabel” isimli doğaüstü bir varlık da bu kitabın peşindedir ama onun niyeti kitabı yok etmektir. Gabel bu uğurda her şeyi yapmaya kararlıdır.

Bu nedenle kitap pek çok kişinin laneti olacaktır. Onun izinde okur da çok zamanlı ve çok karakterli bir öykü okuma imkânı yakalar. Kitap geçmişle bugün arasında gidip gelmekte, kitabın serüveni farklı karakterler üzerinden anlatılmaktadır. Kitap boyunca tüm parçalar birleşir. Hem 2000 yılında, Mimar Selim’in torunlarının başından geçenleri okuruz, hem de geri dönüşlerle kutsal kitabın bugünlere nasıl ulaştığını öğreniriz.

İbrahim isimli kölenin öyküsü en keyiflisi olmakla birlikte, tüm karakterlerin hikâyeleri heyecan verici. Kitabı okurken bir an bile sıkılmanız mümkün değil. Geniş bir zamanda ve mekânda çıktığımız yolculuk ve Gabel’in gizemi oldukça sürükleyici. Yazar 600’lü yılları ve o dönemin ruhunu başarılı bir şekilde işlemiş. 1800’lü yıllardaki Mimar Selim’in öyküsü de, bugüne köprü olması açısından önemli ve aksiyon dozu yüksek. Mimar Selim’le birlikte pek çok yan karakterin de, kitabın sonlarında ufak da olsa etki sağlamaları kurgusal bütünlüğün kurulmasına vesile olmuş. Parçalar başarılı bir şekilde birleştirilmiş.

Kitaba adını veren gizemli varlığa gelecek olursak; onunla biraz geç tanışıyoruz. Kitabın başından beri varlığını belli etse de onu tam anlamıyla ortalardan itibaren görmeye başlıyoruz. Mustafa Altunay, Gabel’le birlikte çok farklı bir doğadışı varlık profili çizmiş. Kitabın sonuna kadar Gabel’in iyi mi kötü mü olduğuna karar vermeniz güç. Birtakım insansı nitelikler de taşıyan Gabel, kutsal kitabı yok etmeyi kendine varoluşsal bir amaç olarak belirlemiş. İnsanların yaşamına ve özellikle kitaba doğrudan müdahale edemediği için, bu konuda insanları bir araç olarak kullanıyor. Günümüzde geçen öyküde, Gabel, Mimar Selim’in torunu Ahmet’i, kitabı yok etmesi için kullanıyor. Ama durum pek de onun istediği gibi gitmiyor ve sonlarda hareketlilik oldukça artıyor.

Kitabın, hâlihazırdaki baskısının düzeltiden geçmesi ve yazım hatalarının ayıklanması gerekiyor. Yeniden yayımlanma fırsatı bulursa bu konudaki sorunlar çözülür ve gerçekten de tertemiz bir Gabel çıkar ortaya. Başarılı bir kapak çalışması ile de Altunay’ın bu kitabı hak ettiği yeri alacaktır. Bu konuda artık iş yayınevlerine düşüyor.

“Gabel” her yönüyle okunmayı hak eden bir kitap… 



 

Yorumlar  

 
#1 2014-05-14 16:04
Tek sorum var: Kuranıkerim Hz. Muhammed'in sağlığında kitap haline GETİRİLMEDİĞİNE göre "Peygamber’in gözyaşını taşıyan bir Kur’an" nasıl olabilir? Ama tabi o gözyaşı bir metaforsa onu bilemem, kitabı okumadım. Teşekkürler
Alıntı
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile