
Sezgin Kaymaz, mizahi, felsefi, içten ve doğal yazım tarzıyla kendini okura kısa sürede kabul ettirmiş yazarlardan. İlk kitabı Uzunharmanlar’da Bir Davetsiz Misafir baştan sona merak dolu, eğlenceli ve düşündürücü bir öykü sunmuş ve yazarına beklemediği bir tanınırlık kazandırmıştı. Kaymaz, 1998 yılında yayımlanan ikinci kitabı “Geber Anne!”de çıtayı epey yükseğe taşımış. Bana göre kitapları arasında en iyi hâlâ “Geber Anne!”.
İsmiyle, ‘anne’ adının kutsallığına inananları bir an kendinden uzaklaştıran bir kitap. Buna birkaç kez şahit olduğumu söyleyebilirim. Ama içerik tam tersi. Anneliğin değerini ve yüceliğini kitabın geri planına sağlam bir şekilde yerleştirmiş yazar. Kitabı okumayanların bu anlamda önyargılı davranmamaları tavsiye edilir.
İsmailoğulları ailesinin genç ferdi Tayfun doğum günü kutlamasından erken ayrılır ve eve geldiğinde içeride bir adam olduğunu fark eder. Annesi bir adamla içeride birliktedir. Genç karakterimiz bu olay karşısında büyük bir hüsran ve öfke yaşar. Annesinin bir adamla birlikte olduğuna inanan Tayfun, çok değer verdiği kadının bu hareketini bir nevi ihanet sayar. “Geber Anne!” ismi, Tayfun’un bu olay üzerine annesine söylediği öfke dolu sözlerden gelir.
Tayfun annesine resti çeker ve gider. Aynı gece Melek Hanım bu durumu kaldıramaz ve intihar eder.
Kitap bu noktada
başlıyor. Kitap boyunca Melek Hanım’ın gerçekten bir adamla birlikte olup
olmadığını
sorguluyoruz. 17 yaşında annesine, “Geber!” diyen Tayfun 34 yaşına geliyor.
Geçen yıllar içinde yaptığından derin bir pişmanlık duyuyor. Kitabın bu ana bölümü oldukça farklı bir öykü
sunuyor okura. Hasan Çokar ve İhsan Beyit karakteriyle mizahi durumlar
yaşarken, gizemli ve yazarın meleğimsi, olağanüstü güzel bir çocuk olarak
anlattığı Kerem karakteriyle felsefenin ve gizemin derinlerine dalıyoruz.
Tayfun, annesinin öldüğü gün doğan Kerem’le birlikte düşünsel dünyasında büyük
bir değişim yaşıyor. Kitap boyunca paralel evrenler, zaman yolculuğu ve rüyalar
tartışılıyor. Bunlar niye bu kadar mevzu bahis edilmiş diye düşünürken yazar
mükemmel bir zaman paradoksu ile okuru sarsıyor. Kitabın son bölümleri bu
anlamda epey sürükleyici ve şaşırtıcı. Sezgin Kaymaz olayları başarılı bir
şekilde bağlamış. Bunun yaparken fantastik ögeler tatmin edici bir şekilde
işlenmiş kitaba.
Özellikle paralel evrenler ve geçmişe yolculuk olayı farklı bir pencereden ele alınmış. Rüyaların mı yoksa yaşadığımız hayatın mı gerçek olduğu ve rüyalarla açılan dünyaların varlığını sorguluyoruz. Tayfun geçmişte yaptığı hatayı telafi edebilme isteğiyle dopdolu, geçmişe dönebilmenin yollarını arıyor. Kitap bu arayışın sonunda çarpıcı bir şekilde bizi finale ulaştırıyor.
Sezgin Kaymaz’ın kıvrak dilinin, şaşırtıcı hayal gücünün ve okuru derin düşüncelere iten düşünsel sarmalların başarıyla bir araya geldiği bir kitap “Geber Anne!”. Yazarın külliyatının en nadide parçası…