Vitrin


İNCELE

Puslu Kıtalar Atlası

İNCELEME: Bahattin CEYHAN

“Masalsı Fantastik”

Puslu Kıtalar Atlası, kitabın isminin nereden geldiği öyle basit bir mevzuu değil. İsim seçimindeki harikalıktan dolayı yazarı tebrik etmek lazım. İsmi kitabı oldukça iyi yansıtıyor. Sadece Türk fantastik edebiyatı için değil, koca bir çehre ile Türk edebiyatı adına nadide bir eser. Güzel kapak için Suat Aysu’ya ayrıca teşekkür etmek lazım. Kitap 50. baskısını yapmış Mayıs 2014’te. Dile kolay 95’ten bu yana. Çok bekletmişiz kendisini.

Ağır bir dille başlıyor kitap. Eğer devrin Türkçesine hâkim değilseniz, zor bir başlangıç olabilir. Ama bu gözünüzü korkutmasın. Kendinizi bir anda hikâyenin içinde bulduğunuz romanlardan kendisi. Ben Erkin Koray Esterabim ile başladım kitaba, iyi uydu. Siz ne yaparsanız yapın, ama bence Erkin Baba ile İhsan Baba muhteşem gidiyor. (İhsan Baba derken Uzun İhsan Efendi değil. Düz İhsan Oktay Anar.) Ufak bir araştırma sonucu kitabın sadece devrin Türkçesi harici lehçe ve dillerden esintiler barındırdığını öğrenmiş oldum. Bu mevzuu kitabın en büyük zaafı, bu bağlamda anlaşılmaz bir tavrı var. Sayfa altı açıklamaları da yok. Ama bir taraftan imrendirici ve özendirici bir durum, koca bir araştırma yatıyor, eserin arkasında malum. Çünkü gerçek tarihten esintiler sadece kelimeler ve isimlendirmelerden ibaret değil. Edebiyatımızın yeni soluğu tanımlamasının yapıldığı yazıyor dört bir tarafta. Ama herkes böyle bir tanımlamanın yapıldığını söylüyor, ama kimin yaptığını söylemiyor. Bu güzel bir övgü, hak ediyor belki ama merak ettim kim söyledi?

Bu kadar yalakalıktan sonra kitaba geçelim artık diyorum. Dediğim gibi ağır bir dille başlıyor kitap. Benim için pek iyi bir başlangıç olmadı bu bakıma. Aynı satırı tekrar tekrar okuduğum oldu. Bu mevzu 20 sayfa boyunca devam ediyor. Ve dediğim gibi kendinizi bir anda maceranın içinde buluyorsunuz. Hoop hikâye başladı derken masalsı bir yan hikâye karşılıyor sizi. Tam yan hikâye ana hikâyeye bağlandı derken bir tane yan hikâye daha. Yalnız bu yan hikâyeler çok güzel masalsı bir anlatıma sahip. Yazar hikâyeyi çok dallanıp budaklandırmış gibi düşünmeyin, kesinlikle çok hoş yan öyküler var.

Kitabın gelişme bölümüne geçtiğimizde başkahraman ve üç yan karakterin hikâyesi bir anda bölünüp parçalanıyor. Buradan itibaren hikâye dört koldan devam ediyor, yan hikâyelerse cabası. Asıl hikâye yine Bünyamin’ in etrafında dönüyor. Ama Uzun İhsan Efendi, Alibaz, Ebrehe hatta Kubelik bile üzerine ayrı ayrı roman yazılabilecek karakterler. Gelişme bölümünde ana hikâyeden kopukluklar yaşayabilirsiniz. Zira yan hikâyeler biraz daha güçleniyor. Bünyamin ise koca bir maceraya çıkıyor ve dönüyor.

Sonuç bölümü tahmin edeceğiniz üzere kitabın en ilgi çekici, en şatafatlı, en ciks ve hatta en yakışıklı (dikkat ettin mi güzel demedim) bölümü. Neden güzel demedim biliyor musun? Kitapta güçlü bir kadın karakter yok. Belki bu kitabın en büyük zaafı buydu. Olaylar, olaylar, olaylar. Tahminlerinizin üstünde büyük olaylar. Acayip adamlar, acayip hikâyeler. Çocuklara, gençlere ve yetişkinlere tarihi sevdirecek türden bir roman, tabi önce okumayı sevmeleri lazım. Fantastik edebiyatın en güzel hali Osmanlı tarihi halidir. (Ne kadar Acayip bir cümle oldu!)

Kitapla gidecek şarkı listesi:

Erkin Koray-Esterabim

Candan Erçetin-Aşkı Ne Sandın

Mustafa Ceceli-Zillerime Basıp Geçiyor

İskender Paydaş-Murat Dalkılıç-Kalbini Dinle Sen

 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile