Vitrin


İNCELE

Hayalet Aşk

HAYALET AŞK

alt

YAZARI: Kadim Gültekin

Yayınevi: Yalınses

Sayfa: 256

Öldüğü eski evde sıkışıp kalan Mert’e ölümün sunduğu tek şey, acı ve gözyaşıdır. Ölüm tüm güzellikleri çalmış, onu iyi duyguların uzağında bir bilinmeze sürüklemiştir.

Ama bir gün, o dar dünyası yenilenip aşkı ayağına getirdiğinde her şey değişir.

Kötü olan ölüm müdür, yoksa aşk mı? Hüznün, sevincin, umudun, aşkın ve ölümün fantastik bir boyutta bir araya geldiği, farklı bir roman Hayalet Aşk...





  Gönderen: TFE // Tarih: 27.08.2011
 

Yorumlar  

 
#1 Arkenon 2012-06-11 20:32
http://www.turkfantastikedebiyati.com/portal/index.php/incelemeler/118-oluler-dunyasinin-qhayalet-askqi
Alıntı
 
 
#2 Kaptan 2012-06-14 18:44
Kitapla ilgili olarak Ölümsüz Öykü Kulübü'nde paylaşılan yorumlar:

http://www.xasiork.org/buyuksalon/index.php?option=com_fireboard&Itemid=42&func=view&id=8763&catid=5&limit=16&limitstart=0


OZİCANO:
"Kitap bitti. Mükemmeldi gerçekten Akıcı ve doğal üslubunun yanında, ilgi çekici konusu, taş gibi kurgusu, en durgun bölümlerinde bile dinamizmini kaybetmeyen yapısı, ölümle ilgili fikirleri, karakterlerin zenginliği ve keyifli diyaloglar gibi baştan sona olumlu yönleri var. Dilbilgisi açısından da pek rahatsız edici yönleri yoktu...

Sonu da çok iyiydi ama o kısım daha ayrıntılı anlatılıp daha etkileyici kılınabilirdi gibi geldi bana...

Ayırca en sevdiğim karakterin Kerem olduğunu ve şu diyaloğa bayıldığımı belirteyim;

Mert en sonunda, 'Demek hayvanlar öldükten sonra konuşabiliyorlar,' dedi.

'Hem de böyle şerefsiz de olabiliyorlar,' dedi Kerem, sinirle.



CANARY:
"Ben Kadim'in yazım tarzının en büyük hayranlarından biriyim zaten. Okumak çok büyük keyif veriyor.

Kitabı bir çırpıda okudum. Anlatım her zamanki gibi muhteşem. İlk andan beri merak ederek okuyorsunuz kitabı. Özellikle kitapta vurgulanan ölümden sonra, hayata duyulan özlem harika. Hepimizi yaşam tarzımızı bir kere daha düşünmemiz gerektiğini sorguluyor.

En sonunda Elif'le biraz keyifli vakit geçirmelerini ummuştum. Çocuk o kadar aşk acısı çekti. Yazıktır, günahtır masuma. Neyse ışıklı kapıdan sonra onlaro güzel ve birlikte olacakları bir hayatın beklediğini biliyorum.

Çok güzel bir kitaptı Kadim. Tekrardan kalemine, yüreğine sağlık."


DWAXER:
"Hayalet Aşk; duygular üzerine, aşk ve ölüm üzerine ama en çok da ölüm üzerine yazılmış bir kitap. Duygusal bir roman. Ben aksiyon ağırlıklı romanları seven sıradan bir okuyucu olduğum halde sıkılmadan okudum ve beğendim.

Romanın özellikle ilk yarısı yoğun duygu betimlemeleriyle geçiyor ki, benim tarzım değil ama meraklısı ve özellikle bayan okuyucuların bayılacağını tahmin ediyorum. Bazı süslü cümlelerde zarfların gereğinden fazla kullanılması sırıtıyor. Sanırım bu cümleler; yazarın ilk romanı olmasının etkisiyle, beğendirme tedirginliğiyle kurulmuş. Nitekim kitabın ikinci yarısında üslup kendini buluyor ve Kadim Gültekin’in bundan sonraki romanlarının daha iyi olacağının müjdesini veriyor gibi. Romanın sonlarına doğru çok genç üç karakterin kendi aralarında sohbet ederken ki adam akıllı kurduğu bilmiş bilmiş cümlelerin inandırıcılığı da benim gözümde zayıf kaldı biraz.

Bunların haricinde beğendim romanı. İlginç bir konusu var. Ölümden sonraki duruma dair güzel bir fantastik kurgu. Gencecik bir delikanlının ölüm ve yaşam üzerine düşünürken, hissettiği masum duyguları ve çıkarımları, yazar oldukça gerçekçi dile getiriyor. Ölümü okurken; aslında yaşamda burun kıvırdığımız, önemsiz bulup dikkat bile etmediğimiz ufacık detayların hayatımız için ne kadar değer taşıdığını, adeta birer hazine olduklarını keşfediyoruz. Roman melankolik atmosferine rağmen; çaktırmadan, okuyucuya yaşama sevincini körükleyebilmek adına sahip olduğu değerlerin hiç de az olmadığını hatırlatıyor. Romanın içinde samimi, sıcak ve yüreğe dokunan bize ait durumlara da sık sık rastlanıyor. Tavsiye ederim."


MARİUS:
"Biraz geç oldu ama kitaptan daha yeni haberim oldu ve bugün öğlen elime ulaştı. Kitabın sonuna çok yaklaştım sanırım bu gece bitireceğim. Beni çok etkilediki elimden bırakamadan okuyorum... Şuan çoktan bitmiş olurdu kitap ancak akşama kadar doğru düzgün elime alamadım kitabı. Neyse artık bu gece uyku yok, sonuna gelmeden uyuyamam zaten.

Bu kitap hakkında nasıl bir yorum yapabilirim gerçekten bilemiyorum. Kitabı "Şuraya kadar okuyayım sonra az dinleneyim" desemde bir türlü elimden bırakamadım ve bir günde bitirdim. Anlatımının harika olduğunu söylemeden geçemiyeceğim. Açıkcası başında biraz sıkılmıştım ancak anlatım tarzın ve kafamda oluşan soru işaretleri için kitabı bırakmadım. İyikide bırakmamışım çünkü daha sonra roman harika bir hal almaya başladı. Yaşamımızda olan çoğu harika şeyi göremeyip öldükten sonra anlamamız utanç verici... Ne diyebilirimki?"


NEUROMANCER:
"Benim de çok beğendiğim bir kitaptı. Özellikle de anlatım son derece içten ve güzeldi. Bence kitabın anlatımı kitabın konusunu gölgede bırakıyor.(Keza konu da çok güzeldi) Neyse, fazla uzatmadan bir şey sormak istiyorum. Kadim bu başlığı görürse cevap verir belki. Kitaptaki Elif'in gerçek hayatta bir karşılığı oldu mu acaba? Elifle ilgili betimlemeler o kadar güzel ve gerçekçiydi ki, her okuduğumda karşımda canlanıyordu sanki."


RUDO:
"İki gün içinde okudum ve bitirdim kitabı. Gayet heyecan verici ve sürükleyici. Epey emek harcadığın ortada. Şimdi eleştirilere geçelim:

Kapak tasarımı çok hoş. İlkay iyi iş çıkarmış. Okurken aldığım notlar çerçevesinde kendimce yanlış bulduğum şeyleri anlatıyım: İlk 50 sayfada falan çok fazla çocuk; ve Mert; kullanılmış. Bunların sürekli kullanımı dikkatimi çekti. Ve kitabın genelinde paragraf sonlarında sürekli tekrarlanan sorular var. Genelde sorular kahramanımızla ilgili oluyor ve bu kullanım birçok kez tekrarlandığından okuyucuyu rahatsız ediyor. Başka bir konu ise bazı yerlerde çok fazla eski kelimeler kullanılması. Kitapta sanırım benim en kötü bulduğum konu bu. Ve sona doğru ayrılıkların yaşandığı bölümlerde aşırı duygusal bir hava takınılması hoşuma gitmedi. Ayrıca o bölümlerdeki diyalogların fazla uzun tutulduğunu düşünüyorum. Son olarak kitap son sayfaya kadar heyecanını korurken her şeyin cevabının İslam üzerinden verilmesi dinsiz biri olarak hoşuma gitmedi. Tabii ister istemez dünya görüşümüzle okuyoruz eserleri. Yazara karışmak haddimiz değil; ama sonu açık olsaydı, yani bütün sorular cevaplanmasaydı çok daha fazla keyif alabilirdim.

İşte bunlar nacizane düşüncelerim. Kitap genel olarak çok iyi. Hele ilk kitap olarak bakıldığında gelecekte çok daha iyi eserler yazacağını düşünüyorum. Tabii biraz amatörlük de kokuyor eser. Hepimizde olduğu gibi. Bir şekilde çok yazarak hepimiz kendimizi aşacağız. Ama kitabı okurken ufkumun açıldığını hissettim. Şunu demek istiyorum: Sadece aksiyonun ya da fantastik öğelerin olduğu bir eser değil, tam tersine bunların yanında sosyal kaygıların olduğu ve okurlara güzel öğütler verebilen bir kitap. Hele kitapta, gece yolculuklarında evlere bakıp acaba şu anda içindekiler ne yapıyordur, kısmı beni çok mutlu etti. Demek yalnız değilmişim, dedim."


SUFİ:
"Okuyalı bayağı oldu ama bazı şeyler zamanla hatırlatıyor kendini. Bu da kalitesini gösteriyor. Bazı yemekler tadını sonra verir. Bu kitap da öyle. Bazı sorunlar var tabii ama bunların yazarın zamanla aşacağı teknik meseleler.

Kitapla ilgili düşündüklerimden biri de içindeki naiflik. Yazarının bilerek hiç kimseye kötülük yapmayacağını, dürüst bir insan olduğunu hissettiriyor..."
Alıntı
 
 
#3 Kaptan 2012-06-14 18:46
http://www.xasiork.org/buyuksalon/index.php?option=com_siirler&task=sdetay&sid=19&katid=6

DİYAR:
"Kötü olan ölüm müdür, yoksa aşk mı?

Xasiork 2006 Roman yarışması birincilik ödüllü olan bu roman, Yalın Ses yayınları'ndan 2007 Eylül ayında çıktı.

Hayalet Aşk, konusu itibari ile beni şaşırtan romanlardan biriydi. Kurgu içerisinde bahsedilen konu ölen bir çocuğun yaşadığı aşk olunca, ister istemez Kadim'in bu kurgu içerisinde boğulup gittiği düşüncesi hakim oldu zihnimde. Merakla okumaya başladığım roman, ilk başta bu düşüncelerimi doğruladı. Ancak ilerledikçe çok zevkli bir roman olduğunu fark ettim ve edebiyatımıza nitelikli bir yazar daha kazandırdığı için Ölümsüz Öykü Kulübü'nü bir kez daha tebrik ettim.

Kelime dağarcığı çok geniş bir yazar ile tanışıyorsunuz ilk başta. Benim daima vurguladığım, Türkçemizi edebi anlamda biraz daha esnek kullanma taraftarlığım bu romanda gayet iyi yerine getirilmiş...

Batılı ülkelerin çoğunda konuşulduğu gibi özgün bir dil kullanılarak yazılan romanlar çok daha kolay tutuluyor. Ancak bizim ülkemizde şunlar deniyor; "Aman Tüürkçe bozulmasın, argo kullanılmasın, okunmaz, düzen olmaz..." Yazar hayallerini paylaşan bireydir, bunlardan ötürü yazarın yazımını kısıtlayan tüm öğelere ve görüşlere karşıyım...

Hayalet Aşk bu anlamda kendi çizgisinde ilerleyen, yazım dilinin günlük dili ile rahatlıkla bütünleştiği bir roman. Okurken sözcüklerin ahenkle akıp gitiiğini hissediyoruz. Tabii giriş bölümleri bu ahenge biraz sekte vurmamış deği; Kitabın başkarakterinin iç dünyası ve yalnız yaşamı çok detaylı anlatılmış. Başta bunu yadırgasam da açıkçası ilerleyen bölümlerde, giriş bölümünün detaylarının son derece yerinde olduğunu düşündüm.

kitaptaki yaşamdan sonraki yaşama dair betimlemeler ilk etapta tatmin duygusundan uzak olsa da, ilerledikçe her şey yerli yerine oturuyor. Klasik bir ölümden sonrası hikayesi değil bu. Yazar ölümü birtakım değerleri sorgulama ve öğrenme süreci olarak tasvir ediyor ve bu ölçüde fantastik maceralar sunuyor bize...

Okumaya değer, fantastik edebiyatımızın değerli kitaplarından Hayalet Aşk..."
Alıntı
 
 
#4 2012-06-27 23:12
Kitabı nereden alabilirim?
Alıntı
 
 
#5 Arkenon 2012-06-28 07:21
Kitabı kitapçılarda bulmak sorun son dönemlerde. Ama internetten satın alabilirsiniz:

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=125858

http://www.ilknokta.com/urun/85863/Hayalet-Ask.html
Alıntı
 
 
#6 2012-06-28 09:38
okurken kendimi kaptırıp gitmisim.son derece sürükleyici ve merak dolu birkitap. ama başlarda sürükleyicilik biraz azdı, sonradan kitap iyice kıvama geldi.mert'in çaresizliğini sizde hissediyorsunuz.yazar bunu çok iyi betimlemiş.bittiği zaman garip bir hüzün kapladıiçimi...
Alıntı
 
 
#7 2012-08-19 13:30
Kitabı bir çırpıda okudum.Çok sürükleyici ve hüzünlüydü.Elinize sağlık..
Alıntı
 
 
#8 Bars Elsa 2012-10-03 19:57
Mert’in öyküsü, aslında birçoğumuzun başından geçen şeyleri anlatıyor bana kalırsa. Hepimiz âşık oluyoruz. Çoğu zaman söyleyemiyoruz, ne kadar yakın olursak olalım ona, itiraf edemiyoruz. Mert’in öyküsü daha farklı başlıyor sadece. Yaşlı bir adama iyilik yapmak isterken bir ruha dönüşüyor ve izbenin içinde sıkışıp kalıyor. O sessiz, karanlık ve umutsuz harabenin içine bir gün ışık gibi bir kız doğuyor ve olmayan hayatı, değişmeye başlıyor artık Mert’in.
Kitabın en hoşuma giden yanlarından biri, Türkçe -ya da Türkçeleşmiş- isimler kullanılmaya çalışılmış olması. Kapak tasarımı da artık en önemli öğelerden biri ve Hayalet Aşk’ın kapak tasarımı da oldukça hoş, -beni al- diyen cinsten. Çok uzun olmaması da yine, ne kadar iyi bir kitap olsa da bir süre sonra sıkan ve okunmayan kitap olmaktan kurtarmış onu. Okumaya üşeniyor -ve gerçekten boş zamanlarımda, otobüste gidip gelirken- okumuş olsam da yarın sabahı ya da akşam dönüş saatini sabırsızlıkla beklediğim anlar oldu o anlar.
Mekânlardan, kişilere kadar oldukça iyi tasarlanmış, güzel anlatılmış, çoğu yerde felsefi derinliği olan -son sayfalarda biraz İslam reklamı koksa da- oldukça iyi bir romandı. Mert’in öldüğü ilk zamanlardaki karanlık, çökmüş, umutsuz halleri ile evin harabe, izbe, metruk hali benzerdi. Aynı şekilde, Elif’in gelişiyle -genel olarak insanların gelişi ama Elif, Mert için çok özel- ışığa bürünen, renklenen, hayat dolu ev ve Mert’in tekrar neşe bulması, gülümsüyor olması ve uykusuzluk illetiyle zamana karşı daha dirençli olması, güzel kurulmuş bir bağdı.
Öte alem ve ruhlara dair anlatılanlar, kabir azabı denebilecek yeraltına hapis ruhlar ve ‘özgür ruhlar’, hayvanların ruhları, cehennem -kısa bir sahne de olsa- çok özgün anlatılmış, sadece ‘bir aşk romanı’ denemeyecek kadar derin bir roman. Kısacası, çok zevk alarak okuduğum, kolay kolay unutamayacağım bir eser. Teşekkürler Kadim!
Alıntı
 
 
#9 Arkenon 2015-04-07 19:34
http://uykusuzlukkulesi.com/incelemeler/hayalet-ask-inceleme/

Selamlar!
Ben bunları yazarken yeni yılın ilk günleri hızla akıp gidiyor. Saniyeler, dakikalar, saatler derken bir bakmışız ki 2010 da bitmiş; yine bir heyecan gelecek yılı dikizliyoruz aç gözlerle. 2010 da bir önceki sene gibi pek çok kitaba gebe. Bizler de doymak bilmeyen hevesimizle, onları bekliyor, üzerine düşler kuruyor ve arzuluyoruz.
Ancak sizlere bugün tanıtacağım kitap bu yıla ait değil… Taaa 2006’ya gideceğiz bu tanıtımla. “Hayalet Aşk”ı göreceğiz; Kadim Gültekin’in sihirli parmaklarından… Öyleyse açalım artık şu yelkeni de, yol alalım kurgu denizine doğru!
Bu kitabı nasıl anlatabileceğimi uzun bir süre düşündüm. Aslında belli bir plan ve program dâhilinde yapmayı düşünüyordum bu incelemeyi. Çabaladım da. Lakin “Hayalet Aşk” kitabı, bir yazım planına göre tanıtılamayacak kadar dolu bir eser. Bu yöntem, mutlaka bir şeyleri eksik bıraktıracağı için; ben yine her zamanki çizgimde gideceğim…
Öyleyse kimdir Kadim Gültekin? Önce bununla başlayalım… O, 1987 Sivas doğumlu, oldukça genç bir yazar. 2003 yılından beri Xasiork Ölümsüz Öykü Kulübü için yazıyor. “Hayalet Aşk” kitabı da, işte bu çalışmaların ürünü. Çünkü kitap, 2006 Xasiork Roman Yarışması Birincisi olma özelliği taşıyor.
Öldüğü evde sıkışıp kalan Mert, kitabımızın ana kahramanı. Kitap boyunca sık sık kendimizle özdeştireceğimiz karakteri öyle iyi özümsüyoruz ki; zaman zaman kitabı okumayı bırakıp “Ben olsam ne yapardım?” diye düşünmeye başlamamak elde değil. Bu da kitabın sürükleyiciliğini ve vuruculuğunu arttıran en önemli eser.
Mert’in ruhu öldükten sonra bu dünyayı terk edememiştir. Ve üstüne üstlük öldüğü evi bile terk edemeyecek bir duruma düşmüştür. Daha somut bir açıklamayla, kitabımızın kahramanı bir hayalettir.
Kahramanımızın ruhsal portresi kitap içerisinde fazlasıyla iyi tanıtılmış. Zaten kitabın büyük bir çoğunluğu da bu portreye ayrılıyor diyebiliriz. Sürekli Mert’in iç çatışmaları, ölümü kabullenemeyişi gibi durumlara şahit oluyoruz. Ki bu okuması son derece keyifli bir kısım. Zira yazarın dili de son derece kıvrak. Hatta dil o kadar kıvrak ki; yer yer bazı cümleleri tekrar tekrar okuma ihtiyacı duyabilirsiniz. İşte, benim de bir yerlere not ettiğim harika bir alıntı:
“Belki ölüm denilen şey ilk anda, yaşarken sahip olunanları çabucak almıyor, yok oluşun tadına varmak ister gibi işini zamanla birlikte görüyor ve bu konuda hiç şüphesiz çok başarılı oluyordu. Zaten zaman, en başından beri ölümün ortağı ama aynı zamanda düşmanıydı. Aralarında tuhaf, bilinmez bir savaş vardı, fakat sanki ikisi de bundan memnun gibiydiler. Gerilerde ise müthiş bir değişim ve süreklilik hükûm sürüyordu. İnsanoğlu bu dinmek bilmeyen fırtınanın ortasında savrulup duran kâğıt parçaları gibiydi. Doğar, gözlerini açar ve o şiddetli rüzgâr arasında, kaybolana kadar dönüp dururdu.”

Harika tanımlamalar ile edebiyatın dibine vuran Kadim Gültekin’in kitabının bir başka özelliği de; asla sıkmıyor olması. Kitap “İşte şimdi monotonlaşmaya başladı!” demeye başladığınız anda, bütün seyrini değiştirip bambaşka bir kılıfa bürünüyor. Kendisini tekrar etmeden, bambaşka durumları aktarıyor bizlere. Sıkılmak bir yana, sonraki ve sonraki bölüme geçmek için kendinizi zor tutacağınızdan eminim!
Mert’e geri dönersek, elbette ki bütün hikaye bir evde sıkışıp kalan hayaletin hazin öyküsü ile sınırlı değil… Ölüm, tek başına karmaşık ve baş döndüren bir şeyken; tüm bunların içine bir de ‘aşk’ın girmesi işleri başa çıkamaz bir boyuta sürüklenecektir.
Mert, hapsolduğu evin yeni konuklarından birisi olan Elif’e âşık olacaktır. Ve bu, zaten çekilmez olan hayaletliği daha da vahim bir durum haline getirir. Çünkü Kadim Gültekin’in dünyasında, hayaletler dünyevi hayata hiçbir şekilde müdahil olamamaktadır. Onlar sadece izler ve anlar…
Dokunuşlarının dahi gerçek dünyada hiçbir işlevi olmadığı bir hayaletin, âşık olması kadar kötü olan hiçbir şey yoktur.
“Hayalet Aşk” göründüğünden kesinlikle kat kat fazlasını barındıran, harika bir eser. Özellikle dayandırıldığı temeller esas alındığında, insanın damağında eşsiz bir tat bırakıyor. Mert’in hüzünlü, ama bir o kadar da sürükleyici macerası eminim ki birçok okurun gönlüne taht kuracaktır.
Mert hayalet aşkına kavuşabilecek midir? Kitap boyunca bu tema işleniyor. Ancak ne işleyiş. Önce ilmek ilmek düğümleniyor, sonra da aynı şekilde sökülüyor macera. Ciddi anlamda başarılı bir kurgulama örneği “Hayalet Aşk”.
Kitabın dağıtımı şu günlerde yapılmıyor. Gelecekte de yapılıp yapılmayacağı meçhul. Ancak hala kitaba ulaşmak isteyenler, yazarla iletişime geçerek bu harika okumalığa ulaşabilirler. İletişim için önerebileceğim adres ise, yine Xasiork olacak.
Yalın Ses Yayınları’ndan çıkan kitap 255 sayfa. Kitabın genel yayın yönetmenliğini Öztürk Tatar üstlenirken, kapak tasarımı İlkay Kalkan’dan geliyor. Kapağın da, düzeltinin de son derece titiz çalışmaların ürünü olduğunu söyleyebiliriz.
Edebiyatımızda böyle örnekler görmek, gerçekten sevindirici. Siz de bu örneklerin en başarılarından birisine tanıklık etmek istiyorsanız, bu kitabı mutlaka okuyun!
Afiyetle.
Alıntı
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile