20 May, 2012

Vitrin

 

 

Paylaş

Göktuğ Canbaba Söyleşisi


Söyleşi: Ozan Şeker  (Xasiork Dergi 10. Yıl Özel Sayısı'nda Yayınlandı - XK DERGİ 10. YIL ÖZEL)


1) Yazarlığın, sizin hayatınızdaki önemi nedir?

Yazmak benim için bir çeşit meditasyon. Kafamın içinde dolanan ve beynimi meşgul eden her şeyden kurtulmamı ve farklı bir gerçeklikle var olmamı sağlayan bir yol. Henüz her şeyin başında olmama rağmen umarım bu yol sonsuza kadar devam eder.

2) İlk hikâyenizi ne zaman yazdınız? Yazarlık süreciniz nasıl gelişti?

Ortaokulda devamlı saçma sapan hikâyeler yazardım. :) Yazma serüvenim o yıllarda başladı.
Piramitlere karşı çok büyük bir ilgim vardı. Orada geçen hikâyeler beni heyecanlandırıyordu; zaman tünelleri, vampirlerle ilgili hikâyeler karalıyordum sürekli.
Yazarlık hevesim bir süre ortadan kayboldu. Yerini başka heyecanlar aldı, ama sonra üniversite yıllarında büyük bir coşkuyla geri geldi. Ve geri geldiğinde de bir daha ortadan kaybolmayacağını anladım. Üniversitenin son yılında “Ozanın Şarkısı”nı yazdım. Ankira romanı beğendi ve böylece o büyük ve önemli adım atılmış oldu.

3) Edebiyatın, diğer dalları ile de ilgileniyor musunuz?

Tabii ki… Aslında bir süredir fantezi edebiyatı romanları okumuyorum. Neil Gaiman’ın son romanları dışında… :) Yeraltı edebiyatı, aykırı edebiyat çizgisi ilgimi çekiyor bir süredir.

4) Sizi roman yazmaya iten etkenler nelerdir?

Yazmak bazen isteyip de gerçekleştiremediğiniz şeyleri, hayallerinizi gerçekleştirmenizi sağlar; öfkenizi kusmanıza, sevginizi haykırmanıza imkân tanır. Anlatmak istediğiniz bir şeyler vardır hep. “Hayatla bir derdi olmayan insan yazar olamaz.” demiş Bukowski. Doğru söylemiş; anlatma ihtiyacı yazmaya iter insanı.

5) Yazarlığın neyi, sizi kendine bağlıyor?

Yazarken o kadar özgür olursunuz ki tüm sınırlar, kurallar ve diğer saçma şeyler ortadan kalkar.
Hayalleriniz ve gitmesini istediğiniz yöne akan bir öykü olur sadece. İşte bu beni çok heyecanlandırıyor. Tamamıyla özgür bir yol!

6) Hayal gücünüzü hangi kitaplar tetikledi?

Okuduğum her kitaptan az çok bir şeyler aldığımı düşünüyorum.

7) Kendinize örnek aldığınız yazarlar var mı? Varsa, kimler?

Sevdiğim birçok yazar var tabii ki. Bu liste uzar gider. Kısaca Herman Hesse’yi, Charles Bukowski’yi, Chuck Pallahniuk’u, Ursula Le Guin’i, İhsan Oktay Anar’ı, John Fante’yi, Paul Auster’ı sayabiliriz.

8) ”Ozanın Şarkısı”nı yazdığınızda etrafınızdan ne gibi tepkiler aldınız?

Olumlu tepkiler aldığımı söyleyebilirim. Türkiye’de bu tarzda bir roman yazıp, bu romanın bir yayınevi tarafından beğenilip basılmaya değer görülmesi bile oldukça önemli bir adımdı. “Ozanın Şarkısı” raflarda yerini aldıktan sonra genelde olumlu tepkiler aldım. Olumsuzlar ise çoğunlukla romanın devamını bekleyen, ama ona kavuşamayanlardan geldi. :)

9) Bu tür kitapların ülkemizde yayıncı bulmakta zorlandığını düşünürsek, kitabınızı yayınlatıncaya kadar ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Türkiye’de yazar olmak çok ama çok zor gerçekten. Önyargıları kırmak yorucu ve uğraş verici bir süreç. Romanı yazıp Ankira’ya yolladım ve neredeyse 1 sene sonra üzerinde konuşmaya başlayabildik.
Yazmaktan daha yorucu bir süreç varsa o da romanı kabul ettirmek. Yayıncılarımız, ülkesinden çıkan bu tarz romanlara korkuyla yaklaşıyor; çünkü halkımız kendi yazarlarına karşı maalesef çok önyargılı ve acımasız. Bilinçli okuyucuları tenzih ederek konuşmak gerekirse, yabancı ellerden çıkmış çok basit ve kalitesiz bir romanı zevkle okurken, kendi insanının elinden çıkmış bir öyküyü okumaya bile tenezzül etmeyen bir okuyucu kitlemiz var ne yazık ki.

10) Aldığımız duyumlara göre yayıncı kuruluş ile bazı sorunlar yaşamışsınız. Bu “Kuzey Kıtalar Efsanesi” serisini nasıl etkiler?

Evet, Ankira’yla yollarımız ayrılınca hikâye maalesef yarıda kaldı. Üzerinden zaman geçince de o dünyadan biraz uzaklaştım. Birçok mail alıyorum hikâyenin devamını bekleyen okuyuculardan. “Ozanın Şarkısı”nın devamını mutlaka yazacağım, hikâyenin yarıda kalmasını istemem; ama yayınevi, okuyucu, satış gibi etkenler belirleyecek zamanı.

11) Diğer projelerinizden biraz bahseder misiniz?

“Tılsım-ı Kudret” dışında bir süredir üzerinde çalıştığım ve tamamlamış olduğum kara mizah-aykırı edebiyat tarzında bir çalışmam var. Sanırım bunun için kısa süre sonra görüşmelere başlayacağım.

12)  “Tılsım-ı Kudret” demişken… Yunan mitolojisindeki tanrılarla Anadolu hikâyelerinin bir sentezini yapmışsınız. Peki, yaptığınız bu şeye hiç olumsuz tepki geldi mi? Veya hiç olumsuz tepki alacağınızı düşündünüz mü?

“Tılsım-ı Kudret”te karşımıza çıkan tanrı figürlerinin Yunan mitolojisiyle pek alakası yok aslında. İlk muskanın ortaya çıkışıyla ilgili olan efsanede bizzat Sümer tanrılarıyla haşır neşir oluyoruz. Doğu insanının bize armağan ettiği tanrı mitleriyle başlıyoruz hikâyeye. Tepki meselesine gelince, olumsuz bir tepki almadığım gibi çokça olumlu eleştiri aldığımı söylemeliyim. Kendi kültürümüzden beslenen bir hikâye yarattığım ve onu çeşitli öğretiler ve inanışlarla şekillendirdiğim için bu kadar sevildi sanırım.

13) “Lanetli Tılsım” fikrinin oluşma sürecinden biraz bahsedebilir misiniz?

Bir ajans için çizgi roman öyküsü yazacaktım. Bizim kültürümüzle alakalı bir hikâye istemişlerdi benden. Ben de korku öğeleri taşıyan, içinde tasavvuf, ezoterik öğretiler gibi temaların olduğu bir kurgu yazmaya başladım. Konu lanetli bir tılsımın ekseninde şekillenecekti, kötücül bir muskanın etrafında gelişen olaylar hazırlamaya başladım. Ajans hikâyeyi çok sevmesine rağmen bazı konularda anlaşamadık.  Yine de “Tılsım-ı Kudret”in ilk adımları böylece atılmış oldu. O yüzden onlara da teşekkür etmek lazım. :)

14) Kitabınızda A.B.T. (Antik Bilgi Toplayıcıları)'den bahsetmişsiniz. Böyle bir topluluk gerçekten de var mı, yoksa bu sadece sizin kurguladığınız bir topluluk mu?


Kim bilir, diye söze başlayıp işe biraz gizem katmayı ben de isterdim, ama her şey kurgudan ibaret tabii ki. A.B.T. benim yarattığım hayali bir topluluk. Yine de bir yerlerde böyle bir topluluk varsa şayet, benimle hemen iletişime geçmelerini isteyebilirim buradan. :)

15) Müzikle aranız nasıldır? Eserlerinizi yazarken müziğin etkisi olur mu?

“Ozanın Şarkısı”nı Brave Hearth, Gladiator film müzikleriyle ve neredeyse Enya ile birlikte yazdım. :) “Tılsım-ı Kudret”in Osmanlı’da geçen bölümlerini yazarken Gandalf’ın “Lotus Land” albümünü, bazı yerlerde Tuluyhan Uğurlu’yu dinledim. Romanın karanlık bölümlerini yazarken Kingdom of Heaven’in film müziğini dinleyip durdum. Kısacası yazılarımda müziğin oldukça önemli bir yerinin olduğunu söylemek gerekiyor sanırım.

16)Son olarak, genç yazarlara ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Roman yazmaya çalışan arkadaşlar bazen bana mesaj atıyorlar, romanım bitmek üzere, ama yayınevi bulmak çok zor olacak, bunu nasıl halledebiliriz, diye. Henüz yazılarını tamamlamadan kafalarını başka şeylere yoruyorlar. Yazmak her şeyden daha önemli. Eğer yazabiliyorsanız mutlaka bir şekilde onu kitlelere ulaştırabilirsiniz. Türkiye’de bu işler çok zor ilerliyor, bir sürü sorun var, doğru; ama eğer bir şeyler karalamaya başladıysanız, bunları da göze almışsınız demektir. :) Son noktayı koyana kadar hikâyenizden kopmayın, sonra işler bir şekilde yoluna girecektir…

Teşekkürler…

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile




Giriş yapmamışsınız.

İçerik güncellemeleri yeni kitaplar, incelemeler ve söyleşilerle devam etmektedir.

Yazılar

Tarih:07 Ekim 2011, 19.05 Yazar:Kaptan
perg-diyarina-seyahatTürkiye'nin ilk fantastik kurgu serisi olan, Barış Müstecaplıoğlu'nun kaleme aldığı "Perg...
Tarih:13 Şubat 2012, 19.23 Yazar:Kaptan
siyah-nefes-incelemesiGünebakan Üçlemesi serisiyle, Türkiye'de fantastik edebiyat okurlarının ilgisini üzerine çeken...
Tarih:06 Aralık 2011, 10.57 Yazar:Arkenon
19-numarali-koltukPsikolojik gerilim türündeki öykü kitaplarıyla tanınan ve aynı zamanda kısa film yönetmenliği...
Tarih:06 Ekim 2011, 20.49 Yazar:Kaptan
goktug-canbaba-soylesisiTılsım'ı Kudret ve Ozan'ın Şarkısı isimli kitapların yazarı Göktuğ Canbaba ile Ozan Şeker'in...
Tarih:27 Aralık 2011, 11.18 Yazar:Arkenon
rana-demiriz-soylesisi"Gölgedeki Işıklar" roman serisi ile fırtınalar estiren "Türkiyenin En Genç Roman...