
SÖYLEŞİ: UFUK GÜLTEPE
(Daha Önce Xasiork Dergi 10. Yıl Özel Sayısı'nda yayınlanmıştır - XK DERGİ 10. YIL ÖZEL)
Öncelikle söyleşi
talebimize olumlu yanıt verdiğin için tüm Xasiork ailesi adına sana teşekkür
ediyorum.
Ben teşekkür ederim.
Sitenizi yakından takip ediyorum ve böyle güzel bir site için tüm Xasiork
ailesini ayrıca tebrik ediyorum.
Edebiyatla ilgili olan
insanlar seni “Türkiye’nin En Genç Roman Yazarı” olarak tanıyor. Bunun dışında kendini kısaca bize tanıtır mısın?
20 Mart 1995 İstanbul doğumluyum. 15 yaşıma kadar Marmaris’te yaşadım. Doğa
Koleji kitabıma sponsor olunca İstanbul’a taşındım ve faaliyetlerimi oradan
sürdürmeye başladım.
“Türkiye’nin En
Genç Roman Yazarı” ünvanına
sahipsin. Şöyle bir durup düşündüğünde, senin için ne ifade ediyor bu?
Bu unvan benim için
bir amaç olmadı hiçbir zaman. Yalnızca edebiyat dünyasında daha fazla tanınmama
yardımcı oldu. Benim için bir basamaktı sadece. Kitabımı yazdığımda, en genç
roman yazarının ben olduğumdan haberim yoktu. Öğrendiğimde mutlu oldum ve beni motive etti. Omuzlarımda daha fazla
sorumluluk hissettim. Şimdilerde yayınevleri en genç yazar çıkarmak için
yarışıyorlar maalesef. Bunu ticari bir unvan olarak kullanmalarını son derece
üzücü buluyorum.
Kitap yazmadan önce
edebiyatla ilgin ne düzeydeydi? Farklı dallara ilgi duydun mu ve herhangi bir
çalışman oldu mu?
İlkokuldayken şiir yazıyordum.
Çok beğenilmişti şiirlerim. Yarışmalarda dereceler aldım. Sonra düz yazıya
geçtim . Minik hikayeler yazıp onları resmediyordum. 11 yaşında yazmaya
başladığım bu hikaye en sonunda benim ilk romanım haline geldi. Edebiyatın her
dalına ilgi duyuyorum. Okumak her zaman benim en büyük tutkum. Bunun bir sonu
olduğuna inanmıyorum. Ne kadar okusam da ben hep başladığım yerde olduğuma
inanırsam kendimi daha fazla geliştirebilirim.
Sana ilham oldu
diyebileceğimiz bir olay veya kişi var mı?
Küçükken annem önümde
çok kitap okurdu. Hep elinde kalın kalın kitaplar görürdüm. Kocaman bir
kütüphanemiz vardı. Hâlâ var. Sanırım ilk ilham kaynağım orası. Okumam yazmamı besliyor.
Yazmadan önce hangi
yazarları okudun? Ne tarz kitaplar okurdun? Yani sevdiğin, beğendiğin
edebiyatçılar ve eserleri hangileri?

Çeşitli türlerde okuyorum. Tek bir türe bağlı kalmadım. Romanıma ilk başladığımda 11 yaşındaolduğum için sanırım biraz daha çocukça kitaplar okuyordum. Mesela “Talihsiz Serüvenler Dizisi” ya da “Spiderwick Günceleri”. Şimdilerde Elif Şafak, İskender Pala, Canan Tan gibi değerli Türk yazarlarımızın yanında Laurell Hamilton, Dan Brown, Edgar Alan Poe, Anna Rice gibi yabancı yazarları da takip ediyorum. Ayrıca Türk ve Dünya klasiklerinin çoğunu okudum. Shakespeare, Dostoveyski, Tolstoy, Steinback, Stendhal, Gorki, Emile Zola gibi Dünya edebiyatına derin izler bırakmış yazarları okuyup anlamak bence benim gibi bir “Yazar Adayı”nın atması gereken önemli bir adımdı.
Yazar olmak sana ne
ifade ediyor? Şöhret mi, para mı, kalıcı olma isteği mi, kendini kanıtlamak mı…
Aslında yazar olduğumu
söylemek istemiyorum. Çünkü gerçek yazarlara haksızlık etmiş olurum. Ben “Yazar
Adayı” olduğumu düşünüyorum. Çünkü daha işin çok başındayım. Ancak gördüğüm
kadarıyla çok ünlü olmadıkça yazarlık pek para kazandıran bir meslek değil.
Benim amacım insanlara o yaştaki çocukların neler yapabileceğini göstermekti.
Nitekim başarılı da oldum. Benden sonra pek çok genç arkadaşımız çıktı. Onlara
örnek oldum, yardım ettim. Bu benim için büyük mutluluk. İnsanlar bana saygı
duyuyor ve beni dinliyor. Biz gençler için bu
önemli bir duygu.
Yazarlık serüvenin
nasıl başladı? Nasıl karar verdin? Çocukluğundan beri (ki
yaşının çok büyük olduğu söylenemez) böyle bir hayalin var mıydı?
Aslında yoktu. Bu
romanıma da zaten yine bir hikaye denemesi olarak başlamıştım. Ancak roman
olarak devam etti. İstem dışı gelişen bir olaydı. Şimdilerdeyse daha çok yazı
yazmak, ortaya ürün koymak, raflarda kitaplarımı daha fazla görmek ve elbette
ileride ödüller almak istiyorum.
Biz seni romanlarınla
biliyoruz. Peki ondan öncü öykü vs. yazdın mı? Yazdıysan neler yazdın?
Küçükken yazdığım
öyküler daha çok çocuklara hitap eden çalışmalardı. Son 2-3 yılda senaryo
haline gelebilecek öyküler yazıyorum. Umarım bir gün filmleri çevrilir.
İlk romanın “Gölgedeki
Işıklar”ın yazılış sürecini anlatır mısın? Bir anda mı karar verdin, yoksa
parça parça zihninde veya başka bir yerde biriktirip yazmaya mı başladın?
İnternette bir site
üzerinden bölüm bölüm yazıp yolluyordum. O sene SBS sınavına girecektik. 5 ay
kalmıştı ben yazmaya başladığımda ve sınavdan sonraki iki hafta içinde
toparlayıp bitirdim. Çünkü internette yayınladığımda birkaç fikrim çalınmıştı.
Bunu fark ettiğimde hemen kaldırdım bütün bölümleri. Bir gün ailem ısrar etti
bastırmamız ve kitap yapmamız için. Önce çok karşı çıktım, ama iyi ki ısrar
etmişler. Kitabım elime ilk geldiğinde çok güzel bir iş başardığımı anladım.
Sanırım o gün hayatımdaki dönüm noktalarından biriydi.
Bu romanı yazarken nasıl
zorluklarla karşılaştın? Tıkanmaları vs. nasıl aşmaya çalıştın?
Tıkanmalar elbette
oldu. Bir ay hiçbir şey yazamadığımı hatırlıyorum. Ayrıca ikinci ve birinci
kitabım arasında da neredeyse bir yıl var. Tıkanmalarımı aşmak için başka
şeylerle ilgileniyorum. Kitabı hiç düşünmüyorum. Derken bir gün kendiliğinden
yazmaya başlıyorum tekrar. İlk kitabımın sınav dönemine, ikincisinin de okul
dönemine gelmesi çok kötü oldu. İstesem de yazamadığım zamanlar vardı. Bence
isteyip de yazamamak, tıkanıp da yazamamaktan daha kötü.
Fantastik edebiyata
ilgin nereden geliyor? Neden bu tarzda yazıyorsun?
Küçükken çoğunlukla bu
tarz kitap okumam buna bir etken olabilir. Hâlâ fantastik tutkumdan
vazgeçemiyorum. Belki de beni olmayan bir dünyaya götürdüğü içindir.
Şimdikinden daha farklı dünyalarda yaşamak nasıl olurdu, fantastik kitaplar
sayesinde bunu görüyorum. Fantastik kitap yazmamın sebebi de kendi fantastik
dünyamı yaratmak istediğimdi.
Türkiye’de fantastik
edebiyatın durumunu nasıl görüyorsun? Hangi Türk fantastik yazarlarını
seviyorsun?
Bence pek olumlu
değil. Çünkü yayınevleri Türk fantastik yazarlarına gereken önemi vermiyor.
Belki de ben bu yüzden hiçbir Türk fantastik yazarı okuma fırsatı edinemedim.
Aslında Türkiye’de bu konuda büyük bir potansiyel var, ama önemsenmiyor
maalesef. Mesela bana “Romanının türü nedir?” diyorlar, “Fantastik,” diyorum. “
Bir sonrakine gerçekçi bir şeyler yazsan nasıl olur?” diyorlar. Bu tabii bende
olumsuz etkiler yaratıyor, ancak gerçekçi roman fikirlerim de var. Bu serim
bittikten sonra onları da yazacağım.
Türkiye’de roman
yayımlamak, hele de fantastik türde yazıyorsan, çok zor. Yayınevleri üvey evlat gözüyle bakıyor bu türlere. Senin böyle bir
endişen olmadı mı? Kitabının basılmasında kimlerin katkısı oldu?
Elbette bizim de
birkaç yayınevi maceramız oldu. Dediğiniz gibi üvey evlat muamelesi yapılıyor.
Büyük yayınevleri yaşımdan endişe ettikleri için kitabımı basmadılar. Romanı
çok beğenmişlerdi. İlk baskıyı biz yaptık. Sonra okulum sponsor oldu zaten. İlk
baskı çoktan bitmişti sponsor olduklarında. İkinci baskı çıktı, ikinci
kitabımla birlikte. Onlara çok teşekkür ediyorum.
Kitabın basıldıktan
sonra hayatında neler değişti? Çevrenden ne gibi tepkiler aldın?
Beni destekleyen çoğu
insan gibi köreltmek isteyen de oldu. Ancak söylenenlere çok da üzülmeyip yola
devam etmek lazım. Çünkü bazı insanlar gerçekten yıpratmak için çok şey
söylüyorlar. Ancak bunun moral bozmaması, etkilememesi bizim elimizde.
Kitap hakkında gelen
eleştiriler nasıldı? Bu eleştirilerin ne kadar faydası oldu?
Birinci kitabımda
neredeyse olumsuz hiçbir tepki almadım kitabın içeriği hakkında. Ancak küçük
olduğum için eksiklerim olduğu söylendi. Buna elbette saygı duyuyorum ve bunu
önemsiyorum. İkinci kitabımda bu küçük hataları yapmadım. Daha iyi oldu.
“Gölgedeki Işıklar”ın
tam olarak kaç adet sattığını söylemende bir sakınca var mı?
İstediğin düzeyde
miydi?
İlk baskı tükendi.
Bence bu genç bir yazar için iyi bir başarı.
Biraz da ikici
romanınla ilgili konuşalım. “Yüzleşme” yi
yazmandaki amaç neydi? İlk kitabın başarısı mı tetikledi bunu, yoksa
planladığın bir süreç miydi?
Planlamıştım. Çünkü
ilk kitabımda bitmiyordu olaylar. Ana karakterim Mia için tasarladığım olaylar
o kadar sınırlı değildi. Bu yüzden ikinci kitabım birincinin devamı niteliğinde
çıktı.
Buna nasıl eleştiriler
geldi?
Çok olumlu eleştiriler
aldım. Hiç kötü bir şey duymadım. Bunlar beni daha çok motive etti tabii, ancak
olumsuz eleştirilere de her zaman açığım. Eleştirilerin bir kimseyi beslediğine
ve geliştirdiğine inanıyorum.
Peki ikinci kitapta
kendini geliştirdiğini düşünüyor musun?
Düşünüyorum. Çünkü
eleştirileri dikkate aldım, daha çok okudum ve bilinçlendim. Bir de ilk kitabım
11-12 yaşında yazdığım ham haliyle basıldı, ancak ikinci kitabımda
danışabileceğim bir editörüm vardı.
Yani ilk kitaba
yapılan eleştiriler ve yorumlar faydalı oldu mu?
Kesinlikle. Olumlular
beni motive etti, olumsuzlar hatalarımı kapatmama yardımcı oldu.
Sanırım üçüncü kitap
yolda. Daha önce 2011 yılı
içinde yayımlanacağını söylemiştin. Kitabın yazımı tamamlandı mı? Tahminen ne
zaman yayımlanır?
Henüz tamamlanmadı. Onun
da sonbaharda çıkması yüksek ihtimal. Hala yazıyorum.
Resim, tiyatro,
heykel, sinema, vb… sanat dallarına ilgin ne düzeyde? Bu dallardan yazma
sürecinde sana katkısı olan oldu mu?
Tiyatro ve sinema
izlemeyi severim. Özellikle Marmaris’ten İstanbul’a gidince tam bir kültür
banyosu yapmış oldum. Devlet ve özel tiyatroları takip ediyorum. Sinemaya da
tiyatrodan fırsat kaldıkça gidiyorum. Çok küçük yaştan beri resim yapıyorum.
Aslına bakarsanız amacım, üniversitede resim bölümü okumak. Akademiye hazırlanıyorum.
Atölyeye gidip hafta sonlarımda resim yapıyorum. Şu aralarda ise büyük
yağlıboya tablolar yapıyorum. Yeni bir seri tabloya başladım. Şimdi gölgedeki
ışıklardan sahneleri çiziyorum.
Somut anlamda bir
ilhamın var mı? Yani müzik, orman havası, deniz vs… İlham gelmesi için özel
olarak bir şey yapıyor musun?
İstanbul’da pek fazla
bir şey yazamadığımı fark ettim. Yaz tatillerinde Marmaris’e geldiğimde kafamı
boşaltıyorum ve daha rahat yazıyorum. İki ayda belki de iki senelik çalışmalar
yapıyorum. Sanırım deniz, orman, güneş beni olumlu etkiliyor. Bir de müzik
elbette. Yazarken bazen müzik dinliyorum. Normal sahnelerde yavaş şarkılar
tercih ediyorum ancak kılıç sahnelerinde bazen metal dinliyorum. Kapattığımda
kendime inanamıyorum. Kulaklarımdan parmaklarıma akan itici bir güç gibi oluyor
müzik.
Kitaplarını nasıl
yazıyorsun? Mesela gece mi gündüz mü yazarsın? Aklına geldikçe mi yazarsın,
yoksa bilgisayarın(veya daktülonun) başına geçip kendini zorlar mısın?
azen bütün gün
yazıyorum. Bazen bütün gece. O günkü durumuma göre değişiyor. Asla bilgisayarın
başına geçip kendimi zorlamadım. Böyle başarılı olabileceğime, bir şeyler
yazsam bile güzel olabileceğine inanmıyorum.
Kitabın kurgusunu
bitirip mi yazmaya başlıyorsun, yoksa yazmaya başladıktan sonra kurgu
kendiliğinden mi gelişiyor?
Kurgu benim kafamda
çoktan oluşmuş oluyor. Ancak yazarken aklıma küçük olaylar da geliyor sonradan.
|
|
|
|
Düzenli bir yazma
planın var mıdır? Örneğin “Günde 4 sayfa veya 1000 kelime vs. yazarım”
diyebilir misin?
Yok, hayır. Planlı bir
insanım, ama o kadar değil. Olumlu etkileyeceğini de düşünmüyorum çalışmayı.
Sence iyi bir yazar
olmak için çok fazla okumak gerekli midir?
Kesinlikle. Her röportajımda
ve televizyon yayınlarında çok kitap okumak gerektiğini söylüyorum. Sınav
zamanı annem kitap okumamam için bana yalvarırdı. Yatağın altına kitap
sakladığım zamanları hatırlıyorum. Yazmak için en önemli
şeyin okumak olduğunu söylüyorum her fırsatta. Ama normal bir insandan katbekat
daha fazla okumak lazım, özellikle klasikleri okuyup anlamak çok önemli.
Sence yazarlık bir
yetenek midir?
Bence yetenektir.
Dilekçe yazamayan bir toplumda yaşıyoruz. Herkesin yazabileceğine inanmıyorum
açıkçası.
Biraz da günlük
hayatından konuşalım. Sanırım lise öğrencisisin. Dersler nasıl, ya da genel olarak sorayım: “Rana nasıl bir öğrenci?”
İlköğretimi
birincilikle bitirdim ve Anadolu lisesini kazandım. Şimdi Doğa Anadolu
Lisesi’nde okuyorum ve 97 ortalamam var. Sanırım yine okul birinciliği için
yarışacağım.
Arkadaşlarınla,
hocalarınla aran nasıl? Kitapların yayınlandıktan sonra sana bakışları değişti
mi?
Şu anki okulumda
öğretmenlerimi çok seviyorum, sanırım onlar da beni seviyorlar. Bana çok
yardımcı oluyorlar. Çok destek oluyorlar. Bizimle arkadaş gibiler. Hepsini çok seviyorum. Arkadaşlarımı da çok seviyorum, onlar da her zaman
yanımdalar.
Üniversitede okumak
istediğin bir bölüm var mı? Sanırım sadece yazar olarak kalmak istemiyorsun. Ya
da yazarlık sürecini profesyonelleştirmek adına edebiyatla ilgi bir bölüm
okumak ister misin?
Önceliğim resim bölümü
okumak. Daha sonra akademisyen olmak istiyorum. Ancak sözel bölüm öğrencisiyim,
bu yüzden edebiyat ve sanat tarihi gibi bölümleri de tercih edeceğim. Ama
edebiyat da okusam, akademisyen olarak üniversite ortamında kalmak ve benden
sonrakilere bir şeyler öğretmek istiyorum.
Yukarıdaki soruyla da
alakalı olarak sorayım: Geleceğe yönelik planların neler? Örneğin 10 yıl sonra
kendini nerede görüyorsun?
10 tane romanı olan
bir akademisyen olacağım.
Umarım bu
düşüncelerini gerçekleştirirsin. Bu söyleşi için kulübümüz adına bir kez daha
teşekkür ederim.Yazın hayatındaki başarılarının devamını dilerim…
Ben teşekkür ederim. Bana www.ranademiriz.com’dan ulaşabilirsiniz
Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.