20 May, 2012

Vitrin

 

 

Paylaş

Rana Demiriz Söyleşisi

SÖYLEŞİ: UFUK GÜLTEPE

(Daha Önce Xasiork Dergi 10. Yıl Özel Sayısı'nda yayınlanmıştır - XK DERGİ 10. YIL ÖZEL)


Öncelikle söyleşi talebimize olumlu yanıt verdiğin için tüm Xasiork ailesi adına sana teşekkür ediyorum.

 

Ben teşekkür ederim. Sitenizi yakından takip ediyorum ve böyle güzel bir site için tüm Xasiork ailesini ayrıca tebrik ediyorum.

 

Edebiyatla ilgili olan insanlar seni “Türkiye’nin En Genç Roman Yazarı” olarak tanıyor.  Bunun dışında kendini kısaca bize tanıtır mısın?

 

20 Mart 1995 İstanbul doğumluyum. 15 yaşıma kadar Marmaris’te yaşadım. Doğa Koleji kitabıma sponsor olunca İstanbul’a taşındım ve faaliyetlerimi oradan sürdürmeye başladım.

 

 “Türkiye’nin En Genç  Roman Yazarı” ünvanına sahipsin. Şöyle bir durup düşündüğünde, senin için ne ifade ediyor bu?

 

Bu unvan benim için bir amaç olmadı hiçbir zaman. Yalnızca edebiyat dünyasında daha fazla tanınmama yardımcı oldu. Benim için bir basamaktı sadece. Kitabımı yazdığımda, en genç roman yazarının ben olduğumdan haberim yoktu.  Öğrendiğimde mutlu oldum ve beni motive etti. Omuzlarımda daha fazla sorumluluk hissettim. Şimdilerde yayınevleri en genç yazar çıkarmak için yarışıyorlar maalesef. Bunu ticari bir unvan olarak kullanmalarını son derece üzücü buluyorum.

 

Kitap yazmadan önce edebiyatla ilgin ne düzeydeydi? Farklı dallara ilgi duydun mu ve herhangi bir çalışman oldu mu?

 

İlkokuldayken şiir yazıyordum. Çok beğenilmişti şiirlerim. Yarışmalarda dereceler aldım. Sonra düz yazıya geçtim . Minik hikayeler yazıp onları resmediyordum. 11 yaşında yazmaya başladığım bu hikaye en sonunda benim ilk romanım haline geldi. Edebiyatın her dalına ilgi duyuyorum. Okumak her zaman benim en büyük tutkum. Bunun bir sonu olduğuna inanmıyorum. Ne kadar okusam da ben hep başladığım yerde olduğuma inanırsam kendimi daha fazla geliştirebilirim.

 

Sana ilham oldu diyebileceğimiz bir olay veya kişi var mı?

 

Küçükken annem önümde çok kitap okurdu. Hep elinde kalın kalın kitaplar görürdüm. Kocaman bir kütüphanemiz vardı. Hâlâ var. Sanırım ilk ilham kaynağım  orası. Okumam yazmamı besliyor.

 

Yazmadan önce hangi yazarları okudun? Ne tarz kitaplar okurdun? Yani sevdiğin, beğendiğin edebiyatçılar ve eserleri hangileri?

 

Çeşitli türlerde okuyorum. Tek bir türe bağlı kalmadım. Romanıma ilk başladığımda 11 yaşındaolduğum için sanırım biraz daha çocukça kitaplar okuyordum. Mesela “Talihsiz Serüvenler Dizisi”  ya da “Spiderwick Günceleri”. Şimdilerde Elif Şafak, İskender Pala, Canan Tan gibi değerli Türk yazarlarımızın yanında Laurell Hamilton, Dan Brown, Edgar Alan Poe, Anna Rice gibi yabancı yazarları da takip ediyorum. Ayrıca Türk ve Dünya klasiklerinin çoğunu okudum. Shakespeare, Dostoveyski, Tolstoy, Steinback, Stendhal, Gorki, Emile Zola gibi Dünya edebiyatına derin izler bırakmış yazarları okuyup anlamak bence benim gibi bir “Yazar Adayı”nın atması gereken önemli bir adımdı.

 

 

Yazar olmak sana ne ifade ediyor? Şöhret mi, para mı, kalıcı olma isteği mi, kendini kanıtlamak mı…

 

Aslında yazar olduğumu söylemek istemiyorum. Çünkü gerçek yazarlara haksızlık etmiş olurum. Ben “Yazar Adayı” olduğumu düşünüyorum. Çünkü daha işin çok başındayım. Ancak gördüğüm kadarıyla çok ünlü olmadıkça yazarlık pek para kazandıran bir meslek değil. Benim amacım insanlara o yaştaki çocukların neler yapabileceğini göstermekti. Nitekim başarılı da oldum. Benden sonra pek çok genç arkadaşımız çıktı. Onlara örnek oldum, yardım ettim. Bu benim için büyük mutluluk. İnsanlar bana saygı duyuyor  ve beni dinliyor. Biz gençler için bu önemli bir duygu.

 

Yazarlık serüvenin nasıl başladı? Nasıl karar verdin?  Çocukluğundan beri (ki yaşının çok büyük olduğu söylenemez) böyle bir hayalin var mıydı?

 

Aslında yoktu. Bu romanıma da zaten yine bir hikaye denemesi olarak başlamıştım. Ancak roman olarak devam etti. İstem dışı gelişen bir olaydı. Şimdilerdeyse daha çok yazı yazmak, ortaya ürün koymak, raflarda kitaplarımı daha fazla görmek ve elbette ileride ödüller almak istiyorum.

 

Biz seni romanlarınla biliyoruz. Peki ondan öncü öykü vs. yazdın mı? Yazdıysan neler yazdın?

 

Küçükken yazdığım öyküler daha çok çocuklara hitap eden çalışmalardı. Son 2-3 yılda senaryo haline gelebilecek öyküler yazıyorum. Umarım bir gün filmleri çevrilir.

 

İlk romanın “Gölgedeki Işıklar”ın yazılış sürecini anlatır mısın? Bir anda mı karar verdin, yoksa parça parça zihninde veya başka bir yerde biriktirip yazmaya mı başladın?

 

İnternette bir site üzerinden bölüm bölüm yazıp yolluyordum. O sene SBS sınavına girecektik. 5 ay kalmıştı ben yazmaya başladığımda ve sınavdan sonraki iki hafta içinde toparlayıp bitirdim. Çünkü internette yayınladığımda birkaç fikrim çalınmıştı. Bunu fark ettiğimde hemen kaldırdım bütün bölümleri. Bir gün ailem ısrar etti bastırmamız ve kitap yapmamız için. Önce çok karşı çıktım, ama iyi ki ısrar etmişler. Kitabım elime ilk geldiğinde çok güzel bir iş başardığımı anladım. Sanırım o gün hayatımdaki dönüm noktalarından biriydi.

 

Bu romanı yazarken nasıl zorluklarla karşılaştın? Tıkanmaları vs. nasıl aşmaya çalıştın?

 

Tıkanmalar elbette oldu. Bir ay hiçbir şey yazamadığımı hatırlıyorum. Ayrıca ikinci ve birinci kitabım arasında da neredeyse bir yıl var. Tıkanmalarımı aşmak için başka şeylerle ilgileniyorum. Kitabı hiç düşünmüyorum. Derken bir gün kendiliğinden yazmaya başlıyorum tekrar. İlk kitabımın sınav dönemine, ikincisinin de okul dönemine gelmesi çok kötü oldu. İstesem de yazamadığım zamanlar vardı. Bence isteyip de yazamamak, tıkanıp da yazamamaktan daha kötü.

 

Fantastik edebiyata ilgin nereden geliyor? Neden bu tarzda yazıyorsun?

 

Küçükken çoğunlukla bu tarz kitap okumam buna bir etken olabilir. Hâlâ fantastik tutkumdan vazgeçemiyorum. Belki de beni olmayan bir dünyaya götürdüğü içindir. Şimdikinden daha farklı dünyalarda yaşamak nasıl olurdu, fantastik kitaplar sayesinde bunu görüyorum. Fantastik kitap yazmamın sebebi de kendi fantastik dünyamı yaratmak istediğimdi.

 

Türkiye’de fantastik edebiyatın durumunu nasıl görüyorsun? Hangi Türk fantastik yazarlarını seviyorsun?

 

Bence pek olumlu değil. Çünkü yayınevleri Türk fantastik yazarlarına gereken önemi vermiyor. Belki de ben bu yüzden hiçbir Türk fantastik yazarı okuma fırsatı edinemedim. Aslında Türkiye’de bu konuda büyük bir potansiyel var, ama önemsenmiyor maalesef. Mesela bana “Romanının türü nedir?” diyorlar, “Fantastik,” diyorum. “ Bir sonrakine gerçekçi bir şeyler yazsan nasıl olur?” diyorlar. Bu tabii bende olumsuz etkiler yaratıyor, ancak gerçekçi roman fikirlerim de var. Bu serim bittikten sonra onları da yazacağım.

 

Türkiye’de roman yayımlamak, hele de fantastik türde yazıyorsan,  çok zor. Yayınevleri üvey evlat gözüyle bakıyor bu türlere. Senin böyle bir endişen olmadı mı? Kitabının basılmasında kimlerin katkısı oldu?

 

Elbette bizim de birkaç yayınevi maceramız oldu. Dediğiniz gibi üvey evlat muamelesi yapılıyor. Büyük yayınevleri yaşımdan endişe ettikleri için kitabımı basmadılar. Romanı çok beğenmişlerdi. İlk baskıyı biz yaptık. Sonra okulum sponsor oldu zaten. İlk baskı çoktan bitmişti sponsor olduklarında. İkinci baskı çıktı, ikinci kitabımla birlikte. Onlara çok teşekkür ediyorum.

 

Kitabın basıldıktan sonra hayatında neler değişti? Çevrenden ne gibi tepkiler aldın?

 

Beni destekleyen çoğu insan gibi köreltmek isteyen de oldu. Ancak söylenenlere çok da üzülmeyip yola devam etmek lazım. Çünkü bazı insanlar gerçekten yıpratmak için çok şey söylüyorlar. Ancak bunun moral bozmaması, etkilememesi bizim elimizde.

 

Kitap hakkında gelen eleştiriler nasıldı? Bu eleştirilerin ne kadar faydası oldu?

 

Birinci kitabımda neredeyse olumsuz hiçbir tepki almadım kitabın içeriği hakkında. Ancak küçük olduğum için eksiklerim olduğu söylendi. Buna elbette saygı duyuyorum ve bunu önemsiyorum. İkinci kitabımda bu küçük hataları yapmadım. Daha iyi oldu.

 

“Gölgedeki Işıklar”ın tam olarak kaç adet sattığını söylemende bir sakınca var mı? İstediğin düzeyde miydi?

 

İlk baskı tükendi. Bence bu genç bir yazar için iyi bir başarı.

 

Biraz da ikici romanınla ilgili konuşalım.  “Yüzleşme” yi yazmandaki amaç neydi? İlk kitabın başarısı mı tetikledi bunu, yoksa planladığın bir süreç miydi?

 

Planlamıştım. Çünkü ilk kitabımda bitmiyordu olaylar. Ana karakterim Mia için tasarladığım olaylar o kadar sınırlı değildi. Bu yüzden ikinci kitabım birincinin devamı niteliğinde çıktı.

 

Buna nasıl eleştiriler geldi?

 

Çok olumlu eleştiriler aldım. Hiç kötü bir şey duymadım. Bunlar beni daha çok motive etti tabii, ancak olumsuz eleştirilere de her zaman açığım. Eleştirilerin bir kimseyi beslediğine ve geliştirdiğine inanıyorum.

 

Peki ikinci kitapta kendini geliştirdiğini düşünüyor musun?

 

Düşünüyorum. Çünkü eleştirileri dikkate aldım, daha çok okudum ve bilinçlendim. Bir de ilk kitabım 11-12 yaşında yazdığım ham haliyle basıldı, ancak ikinci kitabımda danışabileceğim bir editörüm vardı.

 

Yani ilk kitaba yapılan eleştiriler ve yorumlar faydalı oldu mu?

Kesinlikle. Olumlular beni motive etti, olumsuzlar hatalarımı kapatmama yardımcı oldu.

 

Sanırım üçüncü kitap yolda.  Daha önce 2011 yılı içinde yayımlanacağını söylemiştin. Kitabın yazımı tamamlandı mı? Tahminen ne zaman yayımlanır?

 

Henüz tamamlanmadı. Onun da sonbaharda çıkması yüksek ihtimal. Hala yazıyorum.

 

Resim, tiyatro, heykel, sinema, vb… sanat dallarına ilgin ne düzeyde? Bu dallardan yazma sürecinde sana katkısı olan oldu mu?

 

Tiyatro ve sinema izlemeyi severim. Özellikle Marmaris’ten İstanbul’a gidince tam bir kültür banyosu yapmış oldum. Devlet ve özel tiyatroları takip ediyorum. Sinemaya da tiyatrodan fırsat kaldıkça gidiyorum. Çok küçük yaştan beri resim yapıyorum. Aslına bakarsanız amacım, üniversitede resim bölümü okumak. Akademiye hazırlanıyorum. Atölyeye gidip hafta sonlarımda resim yapıyorum. Şu aralarda ise büyük yağlıboya tablolar yapıyorum. Yeni bir seri tabloya başladım. Şimdi gölgedeki ışıklardan sahneleri çiziyorum.

 

Somut anlamda bir ilhamın var mı? Yani müzik, orman havası, deniz vs… İlham gelmesi için özel olarak bir şey yapıyor musun?

 

İstanbul’da pek fazla bir şey yazamadığımı fark ettim. Yaz tatillerinde Marmaris’e geldiğimde kafamı boşaltıyorum ve daha rahat yazıyorum. İki ayda belki de iki senelik çalışmalar yapıyorum. Sanırım deniz, orman, güneş beni olumlu etkiliyor. Bir de müzik elbette. Yazarken bazen müzik dinliyorum. Normal sahnelerde yavaş şarkılar tercih ediyorum ancak kılıç sahnelerinde bazen metal dinliyorum. Kapattığımda kendime inanamıyorum. Kulaklarımdan parmaklarıma akan itici bir güç gibi oluyor müzik.

 

Kitaplarını nasıl yazıyorsun? Mesela gece mi gündüz mü yazarsın? Aklına geldikçe mi yazarsın, yoksa bilgisayarın(veya daktülonun) başına geçip kendini zorlar mısın?

 

azen bütün gün yazıyorum. Bazen bütün gece. O günkü durumuma göre değişiyor. Asla bilgisayarın başına geçip kendimi zorlamadım. Böyle başarılı olabileceğime, bir şeyler yazsam bile güzel olabileceğine inanmıyorum.

 

Kitabın kurgusunu bitirip mi yazmaya başlıyorsun, yoksa yazmaya başladıktan sonra kurgu kendiliğinden mi gelişiyor?

 

Kurgu benim kafamda çoktan oluşmuş oluyor. Ancak yazarken aklıma küçük olaylar da geliyor sonradan.

 

 

 

 

Düzenli bir yazma planın var mıdır? Örneğin “Günde 4 sayfa veya 1000 kelime vs. yazarım” diyebilir misin?

 

Yok, hayır. Planlı bir insanım, ama o kadar değil. Olumlu etkileyeceğini de düşünmüyorum çalışmayı.

 

Sence iyi bir yazar olmak için çok fazla okumak gerekli midir?

 

Kesinlikle. Her röportajımda ve televizyon yayınlarında çok kitap okumak gerektiğini söylüyorum. Sınav zamanı annem kitap okumamam için bana yalvarırdı. Yatağın altına kitap sakladığım zamanları hatırlıyorum.  Yazmak için en önemli şeyin okumak olduğunu söylüyorum her fırsatta. Ama normal bir insandan katbekat daha fazla okumak lazım, özellikle klasikleri okuyup anlamak çok önemli.

 

 

Sence yazarlık bir yetenek midir?

 

Bence yetenektir. Dilekçe yazamayan bir toplumda yaşıyoruz. Herkesin yazabileceğine inanmıyorum açıkçası.

 

Biraz da günlük hayatından konuşalım. Sanırım lise öğrencisisin.  Dersler nasıl, ya da genel olarak sorayım: “Rana nasıl bir öğrenci?”

 

İlköğretimi birincilikle bitirdim ve Anadolu lisesini kazandım. Şimdi Doğa Anadolu Lisesi’nde okuyorum ve 97 ortalamam var. Sanırım yine okul birinciliği için yarışacağım.

 

Arkadaşlarınla, hocalarınla aran nasıl? Kitapların yayınlandıktan sonra sana bakışları değişti mi?

 

Şu anki okulumda öğretmenlerimi çok seviyorum, sanırım onlar da beni seviyorlar. Bana çok yardımcı oluyorlar. Çok destek oluyorlar. Bizimle arkadaş gibiler. Hepsini çok seviyorum. Arkadaşlarımı da çok seviyorum, onlar da her zaman yanımdalar.

 

Üniversitede okumak istediğin bir bölüm var mı? Sanırım sadece yazar olarak kalmak istemiyorsun. Ya da yazarlık sürecini profesyonelleştirmek adına edebiyatla ilgi bir bölüm okumak ister misin?

 

Önceliğim resim bölümü okumak. Daha sonra akademisyen olmak istiyorum. Ancak sözel bölüm öğrencisiyim, bu yüzden edebiyat ve sanat tarihi gibi bölümleri de tercih edeceğim. Ama edebiyat da okusam, akademisyen olarak üniversite ortamında kalmak ve benden sonrakilere bir şeyler öğretmek istiyorum.

 

Yukarıdaki soruyla da alakalı olarak sorayım: Geleceğe yönelik planların neler? Örneğin 10 yıl sonra kendini nerede görüyorsun?

 

10 tane romanı olan bir akademisyen olacağım.

 

Umarım bu düşüncelerini gerçekleştirirsin. Bu söyleşi için kulübümüz adına bir kez daha teşekkür ederim.Yazın hayatındaki başarılarının devamını dilerim

 

Ben teşekkür ederim. Bana www.ranademiriz.com’dan ulaşabilirsiniz



Yorumlar  

 
0 #1 Mennan Demiriz 2012-01-08 17:10
Çok güzel bir söyleşi yapmışsınız ,İnsanların okumayı unuttuğu bu devirde genç bir yazarın yazdığı romanların beğenilip okunması aslında sevindirici bir durum . Herhalde önümüzdeki yıllarda kitap okuyanlarda çoğalacak yeni nesilde bu merak var gibi gözüküyor.Rana ile herhalde sadece soyadımız da bir benzerlik var ama akrabalık yok sanıyorum. Bu yazdıklarım da sadece genç bir yazarın başarısını kutlamak ona şevk vermek ilerki yıllarda kendisininde dediği gibi iyi bir akademisyen olarak görebilmek daha da çok kitaplar yazmak olacaktır.Sizlerede bu güzel söyleşiyi hazırladığınız için teşekkürler .Başarılar diliyorum.Sevgilerimle.
Alıntı
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile




Giriş yapmamışsınız.

İçerik güncellemeleri yeni kitaplar, incelemeler ve söyleşilerle devam etmektedir.

Yazılar

Tarih:04 Nisan 2012, 17.34 Yazar:Arkenon
kayip-ruhlar-kulubu-1-ruhlar-kayboluyorAşkın Güngör imzalı, Kayıp Ruhlar Kulübü serisinin birinci kitabı, "Ruhlar Kayboluyor"a, M....
Tarih:23 Şubat 2012, 17.43 Yazar:Arkenon
en-yerli-fantastik-kurgu-anatolya-efsaneleriYakın zamanda piyasaya çıkan ve kısa sürede okurun dikkatini üzerine çeken, Serhan Vural...
Tarih:02 Kasım 2011, 21.18 Yazar:Kaptan
fabisad"Hayal Kurmak Özgürleştirir" sloganıyla harekete geçen ve Barış Müstecaplıoğlu, Altay Öktem,...
Tarih:28 Ağustos 2011, 15.59 Yazar:Kaptan
kefenyirtanin-kudretli-tilsimi "Ozanın Şarkısı" isimli fantastik kitabıyla kendini tanıtan Göktuğ Canbaba'nın ikinci...
Tarih:22 Mart 2012, 14.41 Yazar:Arkenon
fabisad-hurriyet-ve-birgundeTürkiye'nin bilimkurgu ve fantazi alanındaki ilk derneği Fabisad'ın kurucu üyeleri, Hürriyet...